SCROL.BLOGCU.COM'A HOŞGELDINIZ....
Pazar, Eylül 21, 2007
BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR



BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır.
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne faydalandım
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.

Ademden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır.

Karnın yardım kazma ile bel ile
Yüzün yırttım tırnak ile el ile
Yine beni karşıladı gül ile
Benim sadık yarim kara topraktır.

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkesler gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Dileğin var ise Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sadık yarim kara topraktır.

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul Allah’a
Hak’kın hazinesi gizli toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır.

Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır.

Herkim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel’i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır.

                                        AŞIK VEYSEL
Çarşamba, Eylül 3, 2007
BENİM SEVGİLİM


BENİM SEVGİLİM

 

Senden önce diye başlayan,
Cümlelerim yok benim..
Seninle beraber başladım yaşamaya,
Hayatı adımlamaya..
Seninle büyüdüm ve öğrendim..
Aşkın nasıl acıttığını,
En büyük mutlulukların,
Nasıl küçücük dakikalara sığdırıldığını..
Seninle yaşadım ve öğrendim..
Konuşmadan gözlerin birbirlerine,
Neler anlatabildiğini,
Uzakların hasretini,
Sevmek kadar sevebilmeyi..
Seninle öğrendim üşümemeyi..
Dokunduğumda parmaklarımın ucundan,
Yüreğime geçen sıcaklığın,
Beni nasıl ateş gibi yaptığını..
Seninle tattım hep ilkleri..
Aşkın mutluluğunu, kıskançlığın sersemliğini,
Hasretin acısını, kavuşmanın tadını,
Dokunuşun ürpertisini, ayrılığın hüznünü,
Şimdi şunu çok iyi biliyorum ki..
Senden sonra diye başlayan,
Cümlelerimde hiç olmayacak benim..
Çünkü sonsuza kadar,
Senin yanında olacağım benim sevgilim...
9.nisan.2007

Gaye Nihal


 


Pazartesi, Eylül 1, 2007
KUM

KUM

Sen kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki.
Yum gözlerini zamanı düşün,
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki.
Yürü ufuklara doğru,
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır.

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki,
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir.

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki.
Yat toprağa boylu boyunca,
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır.

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki.
Ağla, ağlayabildiğin kadar,
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir.


Ümit Yaşar Oğuzcan


Pazartesi, August 20, 2007
AKREP YELKOVANI ÖPMEDEN ÖNCE


AKREP YELKOVANI ÖPMEDEN ÖNCE

Bir hikaye duyardım asırlardır,

Aylardan hüzün
Adam üzgün
Akrep ile yelkovanın öpüşmelerine
Çeyrek kala gelen
Ayrılık sonrası.

Adamın elinde bir buket gözyaşı
Kadının çantasında yitik bir gurur vardı
Öylece
İkisi de bir birine sundular
Ayrılık öncesinde dikensiz gülleri
Seviyorlardı belki
Söyleyemedi dilleri
Akrep ile yelkovanın öpüşmesine
Çeyrek kala.

Şimdi birinin yolu
Bir tren kompartımanından geçecek
Kafiyelere uymayan
Sevdaları gönlünde taşıyarak
Diğerinin ki
Kehribar kokulu bir sokaktaki
Cumbasında nergisler olan
Küf sarısı badanalı eve
Yanında
Yaralı bir mavilik ile birlikte
İçeri girecek
Akrep ile yelkovanın öpüşmelerine
Çeyrek kala

Yarınlar artık bir körebe oyunu
İkisi içinde
İkisi de hem kör
Hem ebe
Bu oyunu kim kazanacak
Yada kim sobeleyecek diğerini
Göremeyeceğiz belki de
Habersiz bir oyunbaz düş kurmadan önce
Yani
Akrep ile yelkovanın öpüşmelerine
Çeyrek kala.

Ayrılıkların en acısı
Onların ceplerinde şimdi
Akrep ile yelkovanın öpüşme vaktinde.

Akrep yelkovanı soktu
Yel kovulamadı
Ayırdı sevdaları.

Akrep şimdi öpecek yeni bir yelkovan beklemekte
Ve ben sana
Binlerce yıl sonra geldim
Akrep yelkovanı öpmeden
Sen öp beni.


Galip Sinecikli

Pazartesi, Haziran 16, 2007
GECE � GÜNDÜZ


GECE � GÜNDÜZ

Gece sessizce girdi gündüzün yatağına
Huzurlu idiler, beraberdiler koyun koyuna
Ve sabah olduğunda baktı ki gündüz
Geldiği gibi sessizce çıkıvermiş koynundan gece

Bahar, yaz çoğu kez sıcak olduğundan mı nedir?
Gece sıkılır belki uzun kalmaktan, erkenden çıkıverir
Güz ve kış daha soğuk da ondandır herhal
Daha uzun kalır gündüzün koynunda gece

Sabah mahmur uyanır her şey
Biraz puslu bakar
Bazen kızgındır bulutlar
Karanlık, şimşek çakar

Kar yağdığında gece
Örtülür pek çok yer gizlenircesine
Ancak gece gündüz çıplak görünür
Yorgan yataktan düşmüşçesine

Ben mahsulüm gündüz ve geceden olma
Mutluyum varolmaktan
Gündüz benim halim
Gece hayalim

Benliğimle zaman içinde varım
Zaman içinde ebedi kalmak imkansız
Mutlak varlığım
Zamansız ve mekansız

İBRAHİM GÜNGÖR


« Önceki ::Anasayfa::
Edit By AMATORYASAMAK & SCROL